Giriş yapmadınız
Oturum aç
Sign up
Soy ağaçlarını yönet
#
Soy ağacı
Kaynak
Diller
Birey
Son güncelleme
Uygulamalar
oezkurt
GEDCOMTürkçe1,43311 Mar 2014 11:27
- Görüntüle
Özet
Soy ağacımız hakkında
Soy ağacımıza hoş geldiniz!

Adım Sıtkı ÖZKURT ve bu Web sitesinin sorumlusuyum..
Şecere araştırmamın odaklandığı aileler: ÖZKURTKURTOĞLUGEDİKLİDURMUŞYANIKŞecere bilgisine katkıda bulunmak veya geri bildiriminizi yollamak istiyorsanız, lütfen benimle iletişim kurun buraya.
Ayrıca ziyaretçi defteri üyeliğine davet edildiniz. Ziyaretiniz için teşekkürler!
Bu web sitesi MyHeritage™ tarafından güçlendirilmiştir. Bu, herkesin bir aile veya şecere Web sitesi oluşturmak için kullanabildiği harika bir araçtır. Kendi Web sitenizi oluşturmak için nasıl kullanacağınız hakkında daha fazlasını öğrenmek istiyorsanız, buraya tıklayın.
Ailemiz hakkında

Özkurt (Kurtoğlu)
Ali ve Esma oğlu Haci Hüseyin ve İsmail kardeşler; Ali ve Rukiye oğlu Bekir ve Hoşoğlan kardeşler; Ahmet ve Hatice oğlu Mehmet.

Kurtoğulları (Özkurt)
Soyadı olarak Özkurt alan Kurtoğullarının adları Türkçe’de atak, atik, iştahlı anlamlarına gelir. Bu özellikleri taşıyan av hayvanına Türkler “Kurt” demiştir. Özkurt ise soyunda ataklık, atiklik, iştahlık taşıyan anlamındadır.

          Edindiğim bilgilere göre; Kurtoğulları orta Asya’dan Kafkaslara gelip oradan da Mısıra yerleşip (Mısırda Türk Devleti kuran Bahri Memlukların kurucuları da Kıpçak/Kumanlar dır), daha sonra Şam’a, sonra Osmanlı Devletinde de belli makamlara kadar geldikleri ve Trabzon’un fethinden sonra Fatih’in Trabzon’a yerleştirmek için gönderdiği Türk ailelerden oldukları yanadır.

          Bu Kurtoğullarının bir kısmı daha sonra, o zamanki Koryana Köyüne yerleşip kuruculardan olup, imamlık yapan ve eskiden imamların muhtarlık görevine de üstlenenlerden oldular. Bunun yanısıra birçoğunun imamlık yaptığı ve de Hafızlar yetiştirdiği bilinmektedir.

          1934 senesinde Türkiye´de Soyadı Kanunu çıkmasıyla birlikte, Kurtoğullarının torunlarının bir kısmı “ÖZKURT“ ve “KURT“, diğer bir kol ise “KULOĞLU“ olarak geçmişlerine uygun birer soyadı almışlardır. Yine Kurtoğulların bir kısmının “KURTOĞLU“ soyadını aldığından yanadır.

          Acısu Köyünde ikamet eden Kurtoğullarından Ahmet Kurtoğlu Dedenin (d=1794) 3 oğlu varmış. Bu 3 oğlundan biri Tonya’dan Erzincan’a, biri (Ali Riza d=1814) Acısu Köyü’ne ve biri de bilinmeyen başka bir yere gitmişler.

          Günümüze kadar toplanılan bilgilere göre, Ali Kurtoğlu Dedenin (d=bilinmiyor) oluşturduğu Kurtoğlu ailesi Gümüşhane, Amasya ve Tokat taraflarından Rize’nin Pazar ilçesine gelip oradan Trabzon Yomra, Akçaabat, Acısu Köyüne ve bir kolunun da Samsun Bafra’ya yerleştiği tarzındadır.

          Bu Kurtoğulları Acısu Köyü’ne ayrı zamanlarda gelmişler. Bu atalarımıza rahmet dilerim.

          İzmir’in Tire İlçesinde ikamet etmekte olan Mestan Kurt tarafından aldığım bilgilere göre, bilinen İlk kayıt KURTOĞLU Süleyman dır, kardeşleri bilinmiyor. Erzurum Erzincan tarafından İsparta yalvaç’a tek başına geldiği biliniyor. Oğlu Kurtoğlu Halil 1857 yalvaç doğumlu ve annesinin adı Havva. Kurtoğlu Halil çocukları Mestan 1887 ve Süleyman 1892, Ali 1893, Hamide 1897 doğumlu (bunların nüfustaki kayıtlarında KURTOĞLU HALİL evlatları yazıyor). Halil Kurtoğlu yalvaç’ın bir köyünde hafızlık yapmış sonra Tirenin Fata Köyüne (Gökçen Nahiyesi) gelmişler. Mestan da bu köyde hafızlık yapmış. Mestan çocukları Sadık ve Hamide Kurt. Sadık Kurt çocukları Mehmet, Mestan ve Dudu dur.

          Ayrıca Gümüşhane’nin KURTOĞLU köyünde ikamet etmekte olan Metin Sarı dan aldığım bilgilere göre, sitemizdeki sunulan bilgilerin köyünde anlatılanlarla ayni sayılır olduğu tarzındadır. Amasya, Tokat, Trabzon yöreleri ile bağlantıları öteden beri olduğu da söylenirmiş.

        Metin Yaşar Kurt dan aldığım bilgiler; adım metin, babamın adı da öyle, dedem Süleyman, abime Süleyman ismi verilmiş ve yaşamamış. Sülalede Süleyman ismi çok yaygın. Aslen Rize İkizdere Anzer yaylasındanız, kışın pazarda otururmuş dedelerim.
        Anzer yaylasına Azerbaycanlı Kamberoğulları ile birlikte ilk bizim Kurdoğulları yerleşmiş Müslüman olarak. Öyle anlatılır.
        Anzere Erzurum Kurtderesinden göçüp gelmişiz.
        Erzurum’da Kurdoğulları hala var. Kurt/Kurdoğlu soyadı şeklinde. Erzurum’da mahalli paşalar da çıkarmış Kurdoğulları.Ancak Ermenilerle davalı olmuşlar çatışmışlar ve o zaman kalabalık olan Ermeniler galebe çalmış.
Dedelerimiz tahminim 1800lerin başlarında Erzurum’dan dağılmışlar Rize, Artvin, Gümüşhane, Bayburt, Trabzon civarlarına.
Of'taki Özkurt ve Kurt'lar akrabamız ve Anzer yaylasından göçmüşler oralara. Of'taki Keser sülalesi de öyle.
        Erzurum'a ise Kerkük yöresinden geldiğimiz söyleniyor. Atalarımız koyun sürüleri sahibi bir göçer aşiretiymiş ve tespit edilen ilk atamız Kerkük bölgesinde Molla Süleyman imiş ve hala yörede akrabalarımız varmış.
        Osmanlı-Rus-İran harpleri sırasında irtibatları kopmuş. Bir kısmı Azerbaycan’da, Bir kısmı Erzurum merkez olmakla birlikte Doğu Anadolu bölgesinde ve bir kısmı da Kerkük yöresinde kalmış. Yani yöreye dağılmışlar.
        Tespit edebildiklerim bunlar. Faydası olur mu bilemiyorum. TOKAT, SİVAS ve ORDU (Gülyalı) ayrıca Konya-Karaman yörelerinde de Kurt ve Kurdoğlu (ÖZKURT) soyadları taşıyan zümreler var. Bunlar aynı menşeden midir farklı mıdır çözemedim. Ancak tabi ki bizim sülalemizden de batı yörelerine göçen birçok grup var. Saygı ve Selam ederim.

          Kurdoğlu Dulkadirli Türkmenleri arasında da geçiyor. Kanuni dönemine ait Osmanlı tahrir defterinde (No. 402). Bunun haricinde Sivas bölgesinde de Neccarlu Kurdoğlu adıyla bir aşiret var1).

          Birde Kurtoğulları sülale ismine daha önce Giresun/Dereli köyüne bağlı olan Civizli köyünde rastladım. Günümüzde Çaykara, Sürmene, Köprübaşı ve Tonya ilçelerinde Kurtoğlu sülaleleri bulunmaktadır. Bunun bir yansıması olsa gerektir ki Trabzon merkez ilçe, Akçaabat, Araklı, Arsin, Beşikdüzü, Çarşıbaşı, Çaykara, Dernekpazarı, Düzköy, Hayrat, Köprübaşı, Maçka, Of, Sürmene, Tonya, Vakfıkebir ilçe ve köylerinde yüzlerce ailenin soyadı Kurt’tur. Yine Trabzon merkez ilçe, Akçaabat, Arsin, Beşikdüzü, Çaykara, Sürmene ve Vakfıkebir ilçe ve köylerinde Kurtoğlu soyadını taşıyan yüzlerce aile oturmaktadır2).

          Trabzon’da, Beşikdüzü yakınlarından denize dökülen Ağasar ırmağının doğusundan Rize sınırına kadar olan bölgenin hemen tamamında “Köyünüzde hangi sülâleler vardır, bunlar bu yöreye nereden gelmişlerdir?” sorusunun verilen cevap şu imiş; “Buraya ne zaman geldiğimizi bilmiyoruz, ‘Kurt Dede’miz zamanında gelip yerleşmişiz2).”

          Kurt Dede, Derleme Sözlüğü hazırlanırken Maçka’da tespit edilmiş ve: “dedenin babası” manası verilmiştir. Mehmet Bilgin, Gümüşhane Yağmurdere’ye bağlı Boğalı, Arpalı köylerinde iskân eden Kuman (Kıpçak) Türklerinde de aynı ifade ile karşılaşmıştır. Köylüler, arazilerinin mülkiyetinin Kurt Dede’den bu yana kendilerine ait olduğunu söylemişlerdir3).

         Osmanlı dönemimde insanlar tek lakaplarıyla anılır ve başkası da bunu kullanamadığıdır. Babam (Salih Çavuş) derki, vaktinde savaşçı olarak kendini göstermiş olan bir dedeye “KURT“ lakabı verilmiş. Bu dedenin soyuna Kurtoğlu denilmiş ve isim buradan doğmuş. Kurdoğullarının soyu tek imiş, yani Kurtoğlu denildi mi, bunların soyu “KURT“ dedeye dayanırmış. 2006 yılki iznimde de Tonya’da birçok KURT soyadı taşıyan akrabalarımızla da tanıştım.

         Şunu da belirtmeden geçmeyeyim…
Barbaros Hayrettin Paşa yani gerçek ismi ile Hızır Reiste Kurtoğulları sülalesindendir.

Bir başka bilgiye göre: Kurd Reis’in çocuklarının içinde en tanınmış olanı Kurdoğlu Musluhiddin Mustafa Reis’tir.
Oruç Reis’in de yakın arkadaşı olan Kurdoğlu Musluhiddin Reis Osmanlı Donanmasının hizmetine ilk kez Yavuz Sultan Selim döneminde gerçekleştirilen Ridaniye Seferi ile girmiştir. Daha sonra 1522 yılındaki Rodos Seferine katılan ve bu adanın ilk Bahriye Sancak Beyi olan Kurdoğlu Musluhiddin Reis, 1568 yılındaki Cerbe Deniz Savaşına Osmanlı Donanması ikinci kaptanı olan kardeşi Kurdoğlu Ahmet Bey’le birlikte katıldıktan sonra 75 yaşında ölmüştür. 1578 yılında Kurdoğlu Musluhiddin Reis’in soyundan gelen Kurdzade Valihi Efendi ve kardeşleri Tiflis Seferine katılmak üzere donanmayla Batum’a gelmişler ve buradan Tiflis’e hareket etmişlerdir. Tiflis’in Osmanlı Ordusu tarafından alınmasından sonra III. Murat’a hutbe okuyan Kurdzade Valihi Efendi Edirne Selimiye Camii Baş Vaizliği görevine geri dönmüştür. Kardeşleri ise Tiflis’te kalmıştır.
Böylece 1578 yılında Kurdoğlu ailesi üçe ayrılmıştır. Önemli bir kısmı Akdeniz’de kalmış Cezayir’den Lübnan ve Ürdün’e kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Kurdzade Valihi Efendi’nin torunları ise Trakya, Batı Trakya, Bulgaristan ve Romanya bölgesine dağılmıştır. Tiflis’te kalan Kurdzade Valihi Efendi’nin kardeşleri Kurdoğlu Hasan ve Kurdoğlu Hüseyin Beyler 1635 yılına kadar bu bölgede kadı ve sancak beyi olarak hizmet verdikten sonra 1635 yılında IV. Murat’ın Revan seferine katılmışlar ve Erivan’da görevlendirilmişlerdir. Aynı yıl Erivan’ın Türk hakimiyetinden çıkmasından sonra Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı Karakurt Beldesinin bulunduğu Aras Irmağı kıyısındaki bölgeye gelerek yerleşmişlerdir. 1750’li yıllara kadar burada yerleşik kalan Kurdoğlu Ailesi Karakurt Beldesi merkez olarak Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz’e yayılmıştır. Beldeye Karakurt adının verilmesi Arhavi’deki Kurdoğlu ailesinin 10. kuşaktaki dedelerinin isminin Karakurt olmasındandır. Karakurt’un çok sayıda çocuğundan 4 tanesi Doğu Karadeniz’e gelmiştir. Bunlardan Hasan ve Ali Arhavi’nin Balıklı ve Ulukent köylerine yerleşmişlerdir. Ali’nin torunlarından Kurdoğlu Mehmet Hopa’nın Sugören köyüne yerleşmiş olup torunları “Karakurt” soyadını taşımaktadırlar. Diğer torunu Kurdoğlu Hacı Ömer Efendi ki Arhavi’nin ilk Belediye Başkanlarından Osman Remzi Kurdoğlu’nun babasıdır; Arhavi’nin Musazade Mahallesine yerleşmiştir. Kurdoğlu Ailesi’nin yetiştirdiği beş belediye başkanından dördü Kurdoğlu Hacı Ömer Efendi’nin torunlarıdır. 93 Harbi olarak bilinen 1877 – 1878 Türk– Rus Harbine gönüllüler alayında katılan Kurdoğlu Hacı Mehmet Ağa’da üç hanımından 24 çocuğu olan Ali’nin torunlarındandır. Ailenin bu kolunun önemli bir kısmı bu köyde yaşamaktadır. Arhavi’ye ilk gelen diğer kardeş Kurdoğlu Hasan’ın bütün torunları Arhavi’nin Aşağı Hacılar ve Yukarı Hacılar Mahallelerine yerleşmişlerdir. Arhavi Belediye Başkanlarından Kurdoğlu Ahmet (Sarı) , ses sanatçısı Kurdoğlu Cengiz , Vali Kurdoğlu Hasan Basri , müteahhit Kurdoğlu Ertuğrul , İstanbul Ticaret Odası Başkanı Kurdoğlu Celalettin , Türkiye’de çocuklarda ilk kalp naklini gerçekleştiren Doktor Kurdoğlu Gönül ailenin bu kolundandır. Türk kökenli olan Kurdoğlu Ailesi’nin Trabzon’daki “Kurtoğlu” ve Giresun’daki “Kurtağazade” ya da “Kurdoğlu” ailesi ile akrabalığı bulunmamaktadır.

Kurtoğulları çok büyük ihtimal Türk Kıpçak/Kumanlardan.

          Sarı saçlı mavi gözlü açık tenli: Kıpçaklar
“Çinliler Kıpçaklar’ı sarı saçlı ve mavi gözlü olarak tavsif eder. Memluk hükümdarı Sonkor bile sarışın fakat Kıpçak orijinliydi. Macaristan’daki Kuman torunlarına parlak, lepiska kıvırcık saçlı ve mavi gözlü oldukları için –aralarında esmerlerine rastlansa da- çango derler.
Ruslar’ın taktıkları Poloves lakabı ise polova kelimesinden gelmektedir ki manası parlak saç rengini andıran ufalanmış saman demektir.
14.yüzyılda yaşayan Arap coğrafyacısına göre Kıpçaklar kendilerine has dindarlıkları, cesaretleri, çeviklikleri, güzel çehreleri ve düzgün yüz hatları ve asaletleriyle tanımlar.
Ruslar ilk defa 1055’de onlarla çarpışıp barış anlaşması imzaladıkları dönemde ak gözlü ve sarı saçlı halleriyle dikkat çekmişlerdir4).”

          Ad-Dimaşkî (1301-1399) vb. ortaçağ yazarları Doğu Deşt-i Kıpçak’taki Kıpçak boy birliğinde ilk sırada BORİLU (BORİLİ) boyunun geldiğini yazmaktadır (Kumekov, 1990:120). Zeki Velidi Togan ise bu ismi BORLİ olarak okumuştur ve “KURT” anlamına geldiğini söylemiştir (Ulu borli, Kiç borli ) (Togan, 1981:163). Bu boy isminin ne anlam taşıdığı, İbn Haldun, an-Nuveyrî ve ad-Dimaşkî’de benzer şekillerde görülmektedir5).

          Bizim ulaşabildiğimiz bütün kaynaklarda bu etnonimin bütün yazılış şeklerini karşılaştırarak analiz edip bunun *ELBORİLİ (Elbori) olarak okunmasının daha doğru olduğunu öğrendik. Ortaçağlı Nizam ad-din Şami’nin eserinde geçen İİL-BORİ (*Elbori) şekli de buna yardımcı delil olabilir (Nizam ad-din Şami, 1956:120) 5).

          Borilu (Borili~El’borili) boyu Doğu Deşt-i Kıpçak’ta yani günümüzdeki Kazakistan’da daha üst düzeyde idi ve Kıpçak hanları bu boydan da gelebiliyordu. Cüzcanî (XIII. yy.) Kıpçak Hanı “Azametli Uluğ Han”ın genç yaşında Moğollardan kaçarak Kazakistan topraklarından Hindistan’a gitmiştir ve oradaki Delhi Sultanlığı’nda “ELBORİLER HAN’I ve İMEKLERİN ŞAH’I” adıyla meşhur olmuştur (Tabakat-i Nasiri, 1881:961-1097). Cüzcanî şöyle yazmaktadır: Uluğ Han’ın babası da “Elbori boyundaki etkili şahıslardandı ve han ünvanını taşıyordu” (Tabakat-i Nasiri, 1881:791), dedesi ise El’bori Abar Han’ın torunu idi (Tabakat-i Nasiri, 1881:800). Abar Han Kıpçakların Han sülâlesi El’bori (el’borili) boyunun ceddi idi. Tarihçi, etnograf ve Türk dilleri uzmanı Mahmut Kaşgarî’nin (XI. yy)’nin (Kaşgari, 1915:301) Kıpçaklarda önemli insanlardan biri olan –TABAR HAN hakkında yazdığı bilgiler bununla ilgilidir. TABAR HAN ile ABAR HAN aynı kişi olmalıdır. Öyleyse Tabar Han (veya Abar Han) XI-XIII. yüzyıl başları arasındaki Kıpçak Hanlığı’ndaki sülâlenin atası olmuştur5).

          EL’BORİLİ teriminin anlamı çok açıktır. Türk Kağanlığı zamanından beri EL’ sözcüğü “Boylar Birliği”, “Boy Teşkilatı”, “Halk” anlamına geliyordu. Sonra BORİ “kurt” li-hakim olma veya ilişkili olma ekidir. Tarihi ve etnografik eserlerde bazı Türk boylarının efsanevi ataları olarak “Kurt” kültü kullanıldığı yazılmıştır ve Türk boylarının sosyal gelişmelerinin ilk basamağındaki kurt toteminin önemi olduğunu göstermiştir. Türk kağanlarının hassaları BORİ “kurtlar” adını taşıyordu ve bu boy adlarının fonksiyonel öneminin tekâmülünden görünmektedir (Gordlevskiy, 1947:Potapov, 1958;Klyaştornıy, 1981-1964:26). El’borili (elbori) adının kelime yapısı EL’BUGA, EL’TOGAN vb. gibi Türk terimleri ile kıyaslanabilir. Sonuç olarak da ELBORİLİ Orta Asya’ya mensup eski Türk boyudur diyebiliriz5).

          Bu aile soy ağacı bilgileri olağanüstü bir titizlikle hazırlanmıştır. Yine de eksikler ve yanlışlar da olabilir. Fakat burada baştan sona yapılıp bitirilmiş bir aile soy ağacı takdimi değildir. Ana amaç öncelikle daha detaylı olarak araştırmalara zemin hazırlamaktır. Buradan yola çıkılarak aile ilgilileri yanlışları ve eksikleri tamamlayıp çalışmaları sürdürebilirler. Biz bu aile soy ağaçlarıyla ile bir başlangıç yaptık diye düşünüyoruz. Konuya ve çalışmalara yardımcı olmanızı bekler, ellerinizdeki bilgileri de bize tahsis etmenizi rica ederiz. Sizin yardımlarınızla, ileride web sitemizde bütün Acısu Köyü sülalerinin aile soy ağacı çalışmalarını yayınlayabileceğimize dair ümitliyiz. Bir anlamda web sitemiz bu vesileyle bir arşiv görevini de kısmen de olsa yerine getirmiş olmaktadır.

 

Saygılarımla...
Sıtkı Özkurt (Salih oğlu)

 

Özkurt (Kurtoğlu) soyağacını görüntülemek için tıklayınız.

Hazırlayan / Araştırma:
Sıtkı Özkurt (Salih oğlu)

 

Kaynak:
Acısu Köyü arşivi ve Akçaabat Nufüs Memurluğu.
Ali Riza Özkurt (Şevki oğlu), Salih Özkurt (Şevki oğlu).
1) Prof. Dr. YUSUF HALAÇOĞLU (Türk Tarih Kurumu Başkanı).
2) Prof. Dr. Necati DEMİR (Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi-Sivas).

3) Mehmet BİLGİN (Doğu Karadeniz Bölgesinin Etnik Tarihi üzerine).

4)(L.N.Gumilöv, Hazar Çevresinde Bin Yıl, S.289).

5) Prof. Dr. B. E. KUMEKOV (Kazakistan İlimler Akademisi)
Türkçe’ye Çevirenler: Mehmet KILDIROĞLU (Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Modern Diller Yüksekokulu) Çıngız SAMUDDİNOV (Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi).

 
Yükleniyor...
Yükleniyor...